Skip to main content

Teknoloji öncülüğünde değişen hayatlarımız, gelecek için yeni bir bakış açısını da zorunlu kılıyor. Ekonomi, bilim, sosyoloji, sağlık ya da trafik hakkında bir şeyler mi söylemek istiyorsunuz? Artık sözleriniz bir yerinde konunun yapay zekâ ya da otomasyon ve robotik temelli bir endüstriyel dönüşüme gelmemesi neredeyse imkansız. Yeni teknolojiler yeni söylemleri ve yeni yaklaşımları mecbur kılıyor. Değişime direnmenin yalnızca ruhsal dünyanıza değil, fiziksel dünyanıza da zarar verebileceği bir çağın kapısı tekrar aralanmış durumda.

Sanayi devrimi ile ortaya çıkan büyük dönüşümü hep iyi yanlarıyla ele alma eğilimindeyiz. Ancak o günün gerçeklerine döndüğünüzde, değişime direnmenin boyutlarını daha iyi tahlil edebilirsiniz.

Ludizm’i hiç duydunuz mu? 19. yüzyılda İngiliz tekstil işçilerinin, makineleşme sürecine karşı direnişinde bir öncü olarak anılan (gerçek bir kişi olup olmadığı net olmasa da) Ned Ludd bu akıma adını vermiştir. İşsiz kalma ve yaşamsal ihtiyaçlarını giderememe korkusundan makine kırıcılığına yönelen işçiler, Ludizm’i tarihi bir gerçeklik olarak önümüze koyuyor. Makine kırıcılığı güncel ya da geleceğe yönelik bir perspektifle ele alacak olursak, Makine/Robot ve İnsan’ın savaşını da görebiliyoruz. Elbette, politik dilde ‘teknoloji karşıtlığı’ olarak kullanılagelen Ludizm, değişen üretimin yeni doğasına insanlığın dönemsel ve görece etkisiz bir cevabı olarak da okunabilir. Ama gerçekten o kadar da etkisiz olmayabilir. Toplumsal dönüşümü üretim ilişkileri üzerinden açıklayan her türden fikir akımları, Ludizm’i de bir tarihsel kesit olarak etkin şekilde okumak ve anlamak zorundadır.

 

Harari’den 21 Ders

Sapien ve Homo Deus gibi kitaplarıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi gören Yuval Noah Harari’nin son kitabı 21. Yüzyıl İçin 21 Ders, Kolektif Kitap etiketi ve Selin Siral çevirisiyle yayınlandı. İlk kitap olan Sapiens’te insanın dünyanın efendisine nasıl dönüştüğünü, ikinci kitap Homo Deus’ta ise yine insanın gelecekte neye dönüşebileceğini sarsıcı bir üslupla öngörmeye çalışan Harari; bu kez de içinde bulunduğumuz yüzyılın neden keskin bir yol ayrımı olduğunu tartışmaya açıyor.

Peki bu kitabın, ilk paragraflardaki konumuz Ludizmle ne alakası var diye sorabilirsiniz. Dün’den Yarın’a sıçramayacağız. Bu geçiş acılı, sancılı ve tahminimizden uzun olabilir. Taylorizm, Fordizm ya da Toyotizm gibi akımları ana kırılmanın artçı şokları olarak düşünür ve sanayi devrimini son teknolojik sıçrama ya da son ana kırılma olarak ele alacak olursak; Ludizmin hâkim olduğu tarihsel kesitin bir benzerinin 21. yüzyıl boyunca sürebileceğini düşünmek mümkün. 100 yıldan uzun süren ve dönüşüme uyum sancısının başrolde olduğu bir 21. Yüzyıl.

Bu yüzyıl içerisinde hiç kimsenin net bir fikrinin olmadığı sorun ve soruların cevaplarını aramakla mı geçecek? Daha fazla detay istiyorsanız sizi Harari’ye yönlendirmemizde bir sakınca yok. Tuhaf bir gündem gibi gelse de; örneğin yapay zekâyı tüm yönleri ve kullanım alanlarıyla tam olarak tanımlayıp etkin bir olası gelişim sınırı çizmeden, Yapay Zekâ Hukuku arayışı ve tartışması yürütmek zorundayız. Üstelik bu hukuki yaklaşıma muhtemelen yalnızca modern dünya tabi olacak. Ya da tüm dünyaya ve belki yakın uzayımıza yayılmış insansı zekâya sahip robotları, tek bir merkezden kısıtlayıcı komutlarla kontrol altında tutarak toplumun bir parçası haline getirdiğimizi düşünün. Robotların yazılımsal olarak kontrol altında tutulduğu merkezde çalışan insanların da anti-Ludist bir eyleme kalkıştığını ve bir şekilde robotlarla insanların karşı karşıya geldiğini düşünün. Bu yalnızca tek bir örnek üzerinden ulaştığımız basit ve komik görünen bir düşünce pratiği olsa da işi biraz daha abartalım. Kendi kararlarını verebilen ve insansı bir zekâya sahip bir robota, bir suçtan dolayı ceza duruşmasına çağırmak üzere tebligat gönderdiğinizi düşünün. Bu tebligat bir metin mi olacak, yoksa robotun kaynak koduna eklenecek birkaç satırlık bir kod parçası mı?

Bu fikir pratiğini saçma, gülünç ya da komik bulabilirsiniz. Ama iki çocuğunuzdan birinin buna benzer tartışmalarda söz alacak bir Yapay Zekâ Hukukçusu, diğerinin ise teknolojik çılgınlığa bayrak açmış bir Ludist olup olmayacağından emin olamazsınız!

Bu yazı 21.09.2018’de Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Umut Özbağcı
Datassist Bordro Servisi
CIO